top of page

Mektup

Merhaba sevgili okuyucu!

Yarın teslim etmem gereken bu yazıyı yazmaya tam şu an, 26 Kasım saat 16:57’de başlıyorum. Bu sana benimle ilgili ne söyler, bilmiyorum. Bildiğim tek şey ise hayatımı uzun zamandır tam olarak bu şekilde sürdürdüğüm. Yazıya böyle bir giriş yapmak istedim çünkü bu durumdan hiç hoşnut değilim. Bu yazıda da hoşnutsuzluklarımdan bahsetmeyi istiyorum biraz. Kendimle, toplumla ve hayatla olan kavgamı anlatmak istiyorum. Kahvemi yudumlayarak seninle sohbet edercesine yazdığım bu cümleleri okurken sen de içeceğini alıp bana eşlik edebilirsin. Keyifli okumalar.


Biraz kendimden bahsedeyim. Ben Ceren. An itibariyle 21 yaşındayım, yakında 22 olacağım. İstanbul Üniversitesi’nde Amerikan Kültürü ve Edebiyatı okuyorum. Yapmayı sevdiğim çok şey var, yaptıklarım ise kendimden beklentimin çok altında. Hayatta kalmak dışında hiçbir konuda üstün bir başarı ve istikrar gösteremiyorum. Yine de kendimle gurur duyuyorum çünkü içinde yaşadığımız gerçeklikte bunun bile büyük bir meziyet olduğuna inanıyorum. Sence de öyle değil mi? Üstelik her ne kadar son güne kadar ertelemiş olsam da şu anda bu yazıyı yazıyorum. Yazmayabilirdim! Kendimle gurur duymak için yer mi arıyorum dersin? Bence hepimiz öyle yapmalıyız sevgili okuyucu.



Yazmak hayatım boyunca kendimi ifade etmek ve kendimi anlamak söz konusu olduğunda koştuğum ilk şey oldu. Onu sevmenin yanı sıra, onsuz ne yapardım bilmiyorum. Ve işte buradayız, yayınlanmış olan ilk yazımı okuyorsun şu anda. Devamının gelmesini öyle çok istiyorum ki. Neredeyse hiçbir şeyden emin olamadığım hayatımda sıkı sıkı tutunabileceğim ve iyi bir iş çıkaracağımı bildiğim nadir şeylerden bu. Kendimi gelecekte de bunu yaparken ve mutlu olurken görebiliyorum. Bu da benim için çok değerli. Çünkü kendimi kaybolmuş hissediyorum. Bana kim olduğumu ve ne istediğimi hatırlatan her bir şeye sıkı sıkı sarılmak, onlardan güç almak istiyorum.


Uzunca bir süredir pençesinde olduğum ve savaştığım depresyon bana o yokken neye benzediğimi, nasıl hissettiğimi ve neyi, nasıl yaptığımı unutturdu. Ben hâlâ benim elbette, fakat yaşadığım hayat çok daha farklı olabilirdi. Kendime baktığımda harcanan bir potansiyel görmek kalbimi kırıyor. Yaşadığım bazı şeyleri yaşamasaydım, bu topluma doğmasaydım, bazı malum kişilerin yönettiği bir ülkede, zincirlerle ve düşük yaşam standartlarında yaşamasaydım neler farklı olurdu merak ediyorum. Birincil derdim yaşam mücadelesi olmasaydı neleri dert edinirdim, merak ediyorum.


Hoş, yine beni etkileyen veya etkilemeyen birçok şeyi dert ediniyorum, sağduyusu olan her insan gibi. Çevreme ve haksızlığa uğrayan hiçbir kesime karşı duyarsız değilim. Birçok dezavantajlı kılınan kesimin de bizzat öznesiyim. Daha fazla eyleme geçebilmeyi isterdim. Elimden fazlasının gelmesini isterdim. Bir şeyler yapacak hevese sahip olmayı isterdim en çok da. Ama yaşıtım olan çoğu kişi gibi ben de hayattan soğutuldum. Yine de tükenmeyen bir umudumuz ve gücümüz var. Talebeyiz Biz ile yaptığımız ‘’Gençler de var!’’ sergisinin konu aldığı şey de biz gençlerin dayanışma bilinci, karşılaştığımız tüm zorluklara rağmen var olma ve sesimizi duyurma isteğiydi. Bu topluluğun bir parçası olmaktan gurur duyduğumu ve minnetlerimi burada da dillendirmek istiyorum. Her şeye rağmen bir umut olduğuna inanmamdaki yegâne sebep bizi desteklemek, sesimizi duyurmak, bize alan açmak için çabalayan insanların varlığıdır.




Umut her zaman vardır. Bu inançla ve bakış açısıyla yaşamak ise bir tercih değil, zorunluluktur. Bizi kurtaracak şeyler inanç, dayanışma ve en önemlisi sevgidir. Sevgiyle var olmaya devam edelim. Önce kendimizi, sonra da başkalarını sevelim. Hep sevelim, çok sevelim. Çünkü sevgimizden başka hiçbir şeye gerçekten sahip değiliz fikrimce.


Zamanını ayırdığın için teşekkürler. Seninle sohbet etmek çok güzeldi. Umarım hislerimiz karşılıklıdır. Tekrar görüşene dek kendine çok iyi bak.


Ceren Polat

Öğrenci


71 görüntüleme

Comments


bottom of page